Sinema Yorum Eleştiri, Vizyon Filmler

Gösterim: 20 Haziran 2008
Pistte fırtına gibi giden, yarış öncesinde, sırasında ve sonrasında toz attıran Speed Racer (Emile Hirsch) direksiyon başında doğal bir yetenektir. Yarış arabalarının içinde doğan Speed, saldırgan, içgüdüleriyle hareket eden, en önemlisi de korkusuz biridir. Onun tek gerçek rakibi idol olarak gördüğü ağabeyinin anısıdır. Speed efsanevi bir yarışçı olan ağabeyi Rex Racer’ın bir yarış sırasında ölümünün ardından kalan boşluğu doldurmak istemektedir.
Speed, babasının öncülük ettiği aile mesleği olan yarışçılığa sadıktır. Babası Pops Racer (John Goodman), aynı zamanda Speed’in kullandığı, rüzgar gibi giden Mach 5’in de tasarımcısıdır. Speed, Royalton Industries’den gelen cömert ve cazip teklifi geri çevirince, şirketin hasta ruhlu sahibini (Roger Allam) öfkelendirmekle kalmaz, korkunç bir sırrı da öğrenir: Büyük yarışlardan bazılarında, kazançlarını arttırmak için en iyi yarışçıları avuçlarına alan nüfuzlu iş adamları tarafından şike yapılmaktadır. Eğer Speed, Royalton adına yarışmayacaksa, Royalton, Mach 5’in bir daha finiş çizgisi görememesi için ne gerekirse yapacaktır.
Speed için aile mesleğini ve sevdiği bu sporu kurtarmanın tek yolu Royalton’ı kendi oyununda yenmektir. Ailesinin ve sadık kız arkadaşı Trixie’nin (Christina Ricci) desteğiyle, Speed bir zamanlar Devamını oku »

Yönetmen M. Night Shyamalan (The Sixth Sense, Signs) yavaş yavaş yaklaşan, kalp atışlarınızı hızlandıracak paranoid bir gerilim ile geri dönüyor. Açıklanamayan ve yalnızca insan ırkını tehdit eden ve durdurulamayan bir olaydan kaçan bir ailenin hayatta kalma savaşını nefes nefese izleyeceksiniz…
Görünen bir uyarı olmadan ortaya çıktı. Birdenbire nereden geldiği belli olmadan. Bir kaç dakika içinde Amerika’nın bir çok şehrinde sebebi açıklanamayan, kanınızı donduracak garip ölümler meydana gelmeye başladı. İnsan davranışlarındaki bu garip değişikliğe neyin sebep olduğu bilinmiyor. Yeni bir terrorist saldırı mı? Yapılan yüksek teknolojik deneylerde ters giden bir şeyler mi oldu? Bir tür şeytani toksik silah mı? Yoksa kontrolden çıkan bir virus mü? Hava yolu ile mi yoksa suyla mı bulaşıyor? … ve nasıl?
Philadelphia’lı bir lise öğretmeni olan Elliot Moore bu gizemli ve ölümcül fenomenden kaçma yollarını aramaktadır. Bir evlilik krizi eşiğinde olduğu karısı Alma ile yollara düşerler… Devamını oku »

Tüm zamanların en popüler süper kahraman efsanelerinden “The Incredible Hulk”, dünyanın en ilkel güç kaynağı olarak kabul edilen olağanüstü öfkesiyle ve bütün görkemiyle bir kez daha beyazperdeye geliyor.
Bilim adamı Bruce Banner’ı (Edward Norton) bu yeni macerasında gölgeler arasında yaşarken buluruz. Bir türlü bastıramadığı öfkesinin panzehirini bulabilmek için dünyamızın her yerini taramaktadır. Ancak ondaki olağanüstü güçlerden yararlanmanın hayalini kuran savaş yanlıları, ne onun ne de canından çok sevdiği kadın olan Betty Ross’un (Liv Tyler) peşini hiçbir zaman bırakmazlar.
Uygar dünyaya geri dönen zeki doktorumuzun peşinde kabus gibi bir düşman olan Abomination vardır. Saf adrenalin ve saldırganlık yüklü olan bu canavarın güçleri Hulk’un güçleriyle eşdeğerdedir. New York’u baştanbaşa yıkıma uğratacak bu felaketten kurtarmak isteyen Bruce Banner, Devamını oku »

2007. Fransız başkanlık seçimlerinde muhafazakar ve aşırı sağcı taraf karşı karşıya gelir. Yöre halkı iyice hareketlenir. Varoşlarda ayaklanma çıkmış, her köşede alevler yükselmektedir. Kent merkezindeki kargaşa ortamından yararlanmak isteyen küçük çaplı bir hırsız çetesi, büyük bir soygun hazırlığındadır. Başarılı oldukları takdirde ülke dışına kaçacak ve çetenin kadın üyesinin çocuğunu aldırabilmesi için gereken parayı elde edeceklerdir.
Ancak soygun sırasında işler kötü gider ve grup bölünür. Polisten kaçmaya çalışan bazı çete üyeleri, Lüksembourg sınırı yakınında ıssız, köhne bir pansiyona saklanırlar. Soyguncular kaba saba görünümlü otel sahiplerinin, eski bir Nazi olduğundan habersizdirler. Pansiyon sahibi kendi ari ırklarından oluşan yeni dünya düzeni kurmak için, faşist fantezilerini bu kişiler üzerinde gerçeğe dönüştürmek için her şeyi yapmaya hazırdırlar. Ancak beyaz ırkçıların dışarıda bu hayallerini uygulama şansı olmamaları sahibi oldukları otelde çeşit çeşit sapıklık ve yozlaşmayla dolu ürkütücü bir atmosfer yaratmalarına yol Devamını oku »

Alain Corneau “İkinci Nefes” de “Dünyanın Bütün Sabahları” nın yönetmeni, Jean-Pierre Melville’in, 1966’da aynı isimle filme çektiği romanı yeniden uyarlayarak, “bugünün gözleriyle, bugünün oyuncuları, görüntüleriyle kara film türüne dönüş yapıyor.
Başrollerini Daniel Auteuil, Monica Bellucci, Michel Blanc ile Jacques Dutronc’in paylaştığı filmin hikayesi 1958′de geçiyor.
Hapishaneden yeni kaçmış meşhur gangster Gu’yu takip ediyor. Bütün Fransız polis teşkilâtı adamın peşinde. Sevdiği kadın Manouche’la beraber ülkeyi terk etmeden önce para bulmak için son bir iş yapması gerekiyor. Başarılı da oluyor, fakat polislerin çevirdikleri dolap sonucunda kendi suç ortakları Devamını oku »

Vizyon Tarihi: 6 Haziran 2008
Nora Wilder (Parker Posey) çıldırmak üzeredir. Etrafındaki herkes ya bir ilişki yaşıyor, evlenmiş yada çocuk sahibir. Nora ise, otuzlu yaşlarında işiyle evli, yalnız bir hayat sürmektedir. Yaşı geçkindir ve her fırsatda annesi artık pek genç olmadığını ve birini bulup evlenmesini ona hatırlatmaktadır. Gerçi, en iyi arkadaşı Audrey (Drea de Matteo ), pek “evlilik harikadır” demiyordur.
Sonu felaketle biten bir dizi randevunun sonunda, Nora aniden pervasız fransız Julien (Melvial Poupaud) ile tanışır ve tutkuyu yaşar. Ama alışıldığı şekilde bu ilişkisinin de sonu felaketle biter. Artık aynı hataları yapma endişesinden yorulmuştur. Eski kalıplarını kırmak üzere kendini Paris’te bulur. Nora, gerçekten kalıplarnı kırıp hayatına yeni bir bakış açısı getirebilecek, daha da önemlisi aşkı bulabilecek midir?

Vizyon Tarihi: 6 Haziran 2008
Dünyayı kurtarmak için kaç tane süper kahraman gerekir?
“The Naked Gun – Çıplak Silah” ve “Scary Movie – Korkunç Bir Film” parodi serilerinin yaratıcıları, David Zucker tarzındaki çılgın bir komedi “En Süper Kahraman - Superhero Movie”de bu soruyu yanıtlıyorlar.
Rick Riker ile tanışalım. O süper güçleri olan genç, cool ve çekici bir erkektir. Yalnız ufak bir sorunu vardır. Süper güçlerini nasıl kullanması gerektiğini bilemez. Ancak en kısa sürede dünyanın bir kez daha kurtarılması gerekmektedir ve bunu yapabilmek için Rick varolan süper güçlerini kullanmayı bir an önce öğrenmek zorundadır.
Komedi ustası yapımcı David Zucker ve beraber çalıştığı yaratıcı ekip, doyasıya gülmeyi özleyen sinemaseverlere, başrollerinde Drake Bell, Leslie Nielsen, Tracy Morgan, Devamını oku »

Vizyon Tarihi: 6 Haziran 2008
21, ülkenin en parlak zekâlarının Las Vegas’tan nasıl milyonlar kazandıklarının gerçek öyküsünden esinlendi.
Ben Campbell (Jim Sturgess) okul masraflarını ödemek için paraya ihtiyacı olan ve yanıtı kartlarda arayan, zeki ama utangaç bir M. I. T. Massachusets Teknoloji Enstitüsü öğrencisidir. Okulun en yetenekli öğrencilerinin dahil olduğu ve her hafta sonu sahte kimliklerle Vegas’a giden yirmi bir oyununda durumu kendi lehine çevirmeyi bilen bir gruba alınır.
Alışılmamış matematik profesörü ve istatistik konusunda dahi olan Micky Rosa (Kevin Spacey)’nın önderliğinde, şifreyi kırarlar. Kartları sayıp karmaşık bir işaret sistemi kullanan ekip, kumarhaneleri soyup soğana çevirebilecektir. Paranın, Vegas’a özgü yaşam tarzının ve hem akıllı Devamını oku »

Michael Patrick King’in yönettiği ve Sarah Jessica Parker, Kim Cattrall, Cynthia Nixon ile Kristin Davis’in oynadığı “Sex and the City” ünlü dizinin HBO TV’deki bitişinden dört yıl sonrasında başlıyor. Diziyi sevenlerin bildiği gibi, Sarah Jessica Parker’ın oynadığı Carrie Bradshaw karakterini en son Chris Noth’un oynadığı Big karakteriyle sağlam ve kalıcı bir ilişki kurma peşindeyken bırakmıştık.
“Bu ilişkinin ilk başladığı günden bugüne 10 yıl geçmiştir. Artık çıtalar daha yüksektir. Daha çok güven ve potansiyel vardır. Bu nedenle uzun metrajlı filmde zaten var olanın üzerine çok sürprizli yeni gelişmeler eklenir. Tipik romantik komedilerin karbon kopyası gibi değildir” diyor Sarah Jessica Parker…

Martin Scorsese’in yönettiği ve Rolling Stones rock’n roll grubunu konu alan müzikal belgesel film Shine A Light Rolling Stones hayranlarının kesinlikle kaçırmaması gereken bir film.
Scorsese, dünyanın en önemli rock’n roll grubu Rolling Stones’un 29 Ekim ve 1 Kasım 2006’da Beacon Theatre’da gerçekleştirdiği konseri konu alan belgeselinde, bu efsanevi grubun saf enerjisini yakalayabilmek için ödüllü bir kamera ekibiyle çalıştı. Genesis Hi Def kamerası da dahil olmak üzere toplam 18 adet 35mm kamerayla gerçekleştirilen çekimler, Oscar ödüllü görüntü yönetmeni Robert Richardson (The Aviator, JFK) yönetiminde yine dünyaca ünlü ödüllü görüntü yönetmenlerinin ortaklığı ile gerçekleştirildi.
Filmde yer alan konuk sanatçılar ise White Stripes grubundan Jack White, Christina Devamını oku »